Serbest Bölgede Fason Hizmet Verilmesi
Serbest bölgeler, ihracatı artırmak, yabancı sermaye girişini teşvik etmek ve üretim faaliyetlerini desteklemek amacıyla oluşturulan özel ekonomik alanlardır. Türkiye’de serbest bölgelere ilişkin temel düzenleme 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu olup, bu bölgelerde yürütülen faaliyetlere belirli vergi avantajları tanınmaktadır. Özellikle üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlara ilişkin kurumlar vergisi istisnası uygulamada önemli uyuşmazlıklara konu olmaktadır.
Uygulamada en çok tartışılan konulardan biri ise fason üretim veya fason hizmet faaliyetlerinin “üretim faaliyeti” kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğidir. Çünkü bazı durumlarda idare, doğrudan üretim yapılmadığı veya yalnızca işçilik hizmeti sunulduğu gerekçesiyle kurumlar vergisi istisnasının uygulanamayacağını ileri sürebilmektedir. Buna karşılık yargı kararlarında, serbest bölgedeki faaliyetin ekonomik ve fiili niteliğinin esas alınması gerektiği yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.
3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun geçici 3. maddesinde, üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu faaliyetlerden elde ettikleri kazançların belirli şartlarla gelir ve kurumlar vergisinden istisna olduğu düzenlenmiştir. Danıştay kararlarında ise, faaliyet yalnızca “işçilik” veya “fason hizmet” olarak adlandırılsa dahi, ortaya çıkan sonucun üretim faaliyeti niteliği taşıması halinde istisnadan yararlanılabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmaktadır.
Aşağıda yer verilen Danıştay 9. Dairesi kararı da bu yaklaşımı açık biçimde ortaya koymaktadır. Kararda; serbest bölgede başka firmalara verilen fason hizmet sonucunda elde edilen ürünlerin Türkiye’ye gönderilmeksizin doğrudan ihraç edildiği, davacının Türkiye’ye satış yapmadığı ve Türkiye’den hammadde almadığı hususları dikkate alınarak, yürütülen faaliyetin üretim kapsamında olduğu kabul edilmiştir.
Kararın dikkat çekici yönlerinden biri, “fason hizmet” kavramının otomatik olarak üretim dışı faaliyet şeklinde değerlendirilmemesidir. Danıştay, faaliyetin ekonomik gerçekliğini esas almış; serbest bölgede gerçekleştirilen üretim organizasyonunun, sadece işçilik geliri elde edilmesi nedeniyle üretim faaliyeti niteliğini kaybetmeyeceğini vurgulamıştır. Bu yaklaşım, özellikle ihracata yönelik üretim yapan şirketler bakımından önem taşımaktadır.
Uygulamada serbest bölgelerde faaliyet gösteren birçok şirket; fason üretim, montaj, işleme, paketleme veya yarı mamul işçilik faaliyetleri yürütmektedir. Bu nedenle karar, yalnızca somut uyuşmazlık bakımından değil; serbest bölgelerde faaliyet gösteren üretici ve ihracatçı şirketlerin vergisel durumları bakımından da önemli bir içtihat niteliği taşımaktadır. Özellikle kurumlar vergisi istisnasına ilişkin vergi incelemelerinde, faaliyetin şekli adlandırılmasından ziyade fiili üretim organizasyonunun dikkate alınması gerektiği yönünde güçlü bir yargısal değerlendirme içermektedir.
Karar özeti
- Serbest bölgede gerçekleştirilen fason hizmet faaliyetleri üretim faaliyeti kapsamında değerlendirilebilir.
- Fason işçilik geliri elde edilmesi, tek başına kurumlar vergisi istisnasını ortadan kaldırmaz.
- Türkiye’ye satış yapılmaması ve ürünlerin doğrudan ihracı önemli değerlendirme kriterleri arasında yer almaktadır.
Danıştay 9. Dairesi 26.10.2023 tarih ve 2022/1*** Esas, 20**/4**9 Karar sayılı ilamı:
“…davacının faaliyetlerini Türkiye’ye satmadığının ve Türkiye’den hammadde almadığının sabit olduğu, Mersin Serbest Bölgesi içerisinde başka firmalara yapılan fason hizmet faaliyeti neticesinde elde edilen ürünün Türkiye’ye gönderilmeden doğrudan ihraç edildiği, bahsi geçen bu hususların davalı idare tarafından da kabul edildiği, Mersin Serbest Bölgesi’nde faaliyette bulunan davacının bu bölgede gerçekleştirdiği faaliyetlerinin fason hizmet faaliyeti olsa da üretim faaliyeti kapsamında olduğu ve serbest bölgede yapılan üretim faaliyetinden elde edilen kazançların da fason hizmet işçilik geliri olsa dahi kurumlar vergisinden istisna olduğu anlaşıldığından, re’sen tarh edilen bir kat vergi ziyaı cezalı 2017 yılı kurumlar vergisi, 2017/Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül, Ekim-Aralık dönemlerine ilişkin geçici vergilerde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, cezalı tarhiyatların kaldırılmasına karar verilmiştir.
…İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45 . maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
…
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir…”
Karar, özellikle serbest bölgelerde faaliyet gösteren şirketlerin kurumlar vergisi istisnası bakımından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Danıştay, üretim faaliyetinin yalnızca klasik anlamda doğrudan imalat olarak değerlendirilmemesi gerektiğini; fason işçilik organizasyonu içinde yürütülen üretim faaliyetlerinin de istisna kapsamında değerlendirilebileceğini ortaya koymuştur.
Bu yaklaşım, vergi incelemelerinde faaliyetin şekli tanımından ziyade ekonomik içeriğinin esas alınması gerektiğini göstermektedir. Özellikle ihracata yönelik fason üretim yapan şirketler bakımından kararın uygulama değeri oldukça yüksektir.
Yasal Bilgilendirme
İdare hukuku; kamu hizmetlerinin yürütülmesi, idari işlemler, idari yaptırımlar, ruhsat ve izin süreçleri, kamusal yetki kullanımı ile idarenin sorumluluğuna ilişkin geniş ve sürekli gelişen bir hukuk alanıdır. İlgili mevzuat ve uygulamalar; kanun değişiklikleri, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, yönetmelikler, idari düzenleyici işlemler ve yargı kararları doğrultusunda sık değişebilmektedir.
Yargı mercileri tarafından verilen kararlar; uyuşmazlığın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri, somut olayın özellikleri ve idari işlem ya da eylemin niteliği esas alınarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle her kararın emsal niteliği, ilgili olayın koşulları çerçevesinde ayrıca değerlendirilmelidir.
İdare hukuku, tam yargı davaları, iptal davaları, idari yaptırımlar, kamu görevlileri hukuku, belediye işlemleri, ruhsat ve izin uyuşmazlıkları ile idari yargılama süreçlerine ilişkin kapsamlı değerlendirme ve benzer içtihat örnekleri için Özderin Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu alandaki diğer emsal karar ve hukuki değerlendirmeleri incelemek için metinozderin.av.tr internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
İdare ve idari yargılama hukuku alanındaki güncel gelişmeler ve emsal kararlar için metinozderin.av.tr internet sitemizi takip edebilirsiniz
📞 İletişim metinozderin.av.tr | 0312 428 03 13 | WhatsApp: 0533 544 55 22

