Know-How Sözleşmesinin Feshi- Haksız Rekabet

Know-How Sözleşmesinin Feshi- Haksız Rekabet

Know-How Sözleşmesinin Feshi

Know-how sözleşmeleri; teknik bilgi, üretim yöntemi, ticari deneyim ve işletme organizasyonuna ilişkin bilgi birikiminin taraflar arasında aktarılmasını konu alan özel sözleşme türleri arasında yer almaktadır. Özellikle üretim, teknoloji, yazılım, franchising ve sanayi alanlarında kullanılan know-how sözleşmeleri; taraflar arasında uzun süreli ticari ilişki kurulmasına neden olmakta, bu nedenle sözleşmenin sona ermesi veya feshi çoğu zaman haksız rekabet iddialarıyla birlikte gündeme gelmektedir.

Ticari uygulamada sıkça karşılaşılan uyuşmazlıklardan biri de, bir şirketin diğer şirketin sözleşme ilişkisini bozduğu veya sözleşmenin feshedilmesine sebebiyet verdiği iddiasıdır. Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabete ilişkin hükümleri kapsamında, müşterilerin sözleşmeyi ihlale yönlendirilmesi belirli şartlarda haksız rekabet olarak değerlendirilebilmektedir. Ancak her ticari ilişkinin veya her sözleşme tarafının “müşteri” sıfatı içinde değerlendirilmesi mümkün değildir.

Aşağıda yer verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı, know-how sözleşmesinin feshi nedeniyle ileri sürülen haksız rekabet iddialarında; “müşteri” kavramının kapsamı ile feshe yönlendirme iddiasının nasıl ispatlanması gerektiğine ilişkin önemli değerlendirmeler içermekte olup TTK m. 55 kapsamında geçen “müşteri” kavramı içine sağlayıcıların dahil olmadığı değerlendirmesine ek , know-how sözleşmesinin feshedilmesinde, feshe yönlendirme iddiasının somut delillerle ispatlanması gerektiği ve haksız fesih iddiası tek başına haksız rekabetin varlığı için yeterli olmayacağı vurgulanmaktadır.

Karar özeti

6102 sayılı Kanunda müşterileri sözleşmeleri feshe yönlendirmenin haksız rekabet teşkil edeceği düzenlemesine yer verilmişse de, sağlayıcıların maddede düzenlenmediği, burada geçen müşteri kavramına sağlayıcıların dahil olmadığı, Haksız fesih söz konusu olması ihtimalinde dahi sağlayıcının sözleşmeyi feshe yöneltildiğinin ispat edilmesi gerektiği hakkında.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 02.11.2017 tarihli kararı:

“…Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; TTK’nin 55/b-l maddesinde başkalarının müşterilerinin söz konusu kişilerle olan sözleşmelerini ihlal etmeye yöneltmenin haksız rekabet teşkil edeceğinin düzenlendiği, hükmün lafzı dikkate alındığında burada geçen müşteri kavramına sağlayıcıların dahil olmadığı, W…’nin sağlayıcı konumunda olduğu, W… ile davacı arasındaki know-how sözleşmesini feshetmeye yöneltmenin m.55/b-l kapsamında bulunmadığı, W…’nin davacı ile arasındaki sözleşmeyi haklı sebeple feshettiği, W… tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kabul edilse dahi, davacının W…’nin sözleşmeyi feshetmesi konusunda davalı tarafından yöneltildiğini ispat edemediği, davalının TTK’nin 54/2 maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil eden başka bir davranış gerçekleştirdiğinin de davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan deli lerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davacının akidi W…’nin sözleşmeyi davalılar tarafından yöneltilerek feshettiğinin somut deli lerle ispatlanamamış olmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir…”

Karar, özellikle ticari ilişkilerin sona ermesi ile haksız rekabet iddialarının birbirinden ayrılması bakımından önem taşımaktadır. Yargıtay; bir sözleşmenin sona ermiş olmasını tek başına haksız rekabet için yeterli görmemiş, ayrıca sözleşme ilişkisinin üçüncü kişi tarafından bilinçli şekilde bozulduğunun somut delillerle ortaya konulmasını aramıştır.

Kararda dikkat çeken bir diğer nokta ise, TTK m. 55 kapsamında geçen “müşteri” kavramının dar yorumlanmasıdır. Buna göre sağlayıcı konumundaki şirketlerin, doğrudan bu madde kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı değerlendirilmiştir. Özellikle teknoloji transferi, lisans, know-how ve uzun süreli ticari işbirliği sözleşmelerinde taraf sıfatlarının doğru belirlenmesi; uyuşmazlığın hukuki niteliğini doğrudan etkileyebilmektedir.

Bu yönüyle karar, sadece haksız rekabet davaları bakımından değil; know-how sözleşmeleri, ticari sırların korunması, sözleşme ihlali ve ticari ilişkinin sona erdirilmesine ilişkin uyuşmazlıklarda da uygulama değeri taşıyan önemli içtihatlardan biridir.

Yasal Bilgilendirme

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay, yayın içeriği, kullanılan ifadeler, hedef alınan kişi veya şirket ve delil durumu bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.

Yargı mercileri tarafından verilen kararlar, karar tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri ile uyuşmazlık konusu iş  esas alınarak verilmektedir. Bu nedenle söz konusu kararların emsal karar olarak uygulanıp uygulanamayacağı her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.

Kamu ihale hukuku alanında kapsamlı değerlendirme ve benzer içtihat örnekleri için Özderin Avukatlık Bürosu Ticaret Hukuku  Departmanı ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu alandaki diğer emsal karar ve değerlendirmeleri incelemek için internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Sözleşmeler Hukuku alanındaki güncel gelişmeler ve emsal kararlar için metinozderin.av.tr internet sitemizi takip edebilirsiniz.

📞 İletişim metinozderin.av.tr | 0312 428 03 13 |  WhatsApp: 0533 544 55 22

 

Paylaş:

Emsal Kararlar

Yeni Eklenenler

Sosyal Medyada Biz

Özderin Avukatlık Bürosu
error: Özderin Avukatlık Bürosu - Ankara - Uzman Kadromuza ulaşmak için lütfen arayınız ! 0312 428 03 13