Tevsik Edici Belgelerin Süresinde Sunulmaması
Elektronik ihalede beyan edilen ancak kamu kurumlarının sistemleri üzerinden doğrulanamayan bilgilerin tevsiki amacıyla belge asıllarının idareye sunulması istenebilir. Tevsik edici belgeler için idarenin belirlediği sürenin hukuki niteliği, belgelerin geç ulaşması hâlinde uygulanacak sonucun belirlenmesi bakımından önem taşır. Belgelerin verilen süre içinde kargoya teslim edilmesine rağmen taşıyıcı şirketin programından kaynaklanan gecikmeyle idare kayıtlarına geç girmesi, istekliye yüklenebilecek bir kusur olarak değerlendirilemez. Kanunda açıkça hak düşürücü olarak düzenlenmeyen bu sürenin, somut olayın haklı ve makul koşulları gözetilerek uygulanması gerekir.
Karar Özeti
Elektronik ihalede, tevsik edici belgelerin verilen süre içinde kargoya teslim edilmesine rağmen kargo şirketinden kaynaklanan gecikme nedeniyle idareye süresinde ulaşmamasının teklifin değerlendirme dışı bırakılmasını gerektirmeyeceği,
İdarece tevsik edici belgelerin sunulması için verilen sürenin hak düşürücü değil, düzenleyici süre niteliğinde olduğu hakkında.
Danıştay 13. Dairesi’nin 23.12.2025 tarihli kararı:
“Uyuşmazlık, tekliflerin elektronik ortamda alındığı ihalede, teyit edilemeyen hususların tevsiki amacıyla istenilen belgelerin, davacı tarafından kendisine tanınan süre içerisinde kargoya verilmesine rağmen, kargo şirketinden kaynaklanan gecikme nedeniyle idare kayıtlarına süresinden sonra girmesinin teklifin değerlendirme dışı bırakılmasını gerektirip gerektirmediği noktasında toplanmaktadır.
Bu noktada uyuşmazlığın çözümü, davacıdan istenilen belgelerin ve buna bağlı olarak idarece verilen sürenin hukuki niteliği ile ihaleyi yapan idarenin takdir yetkisinin kapsamının doğru belirlenmesine bağlı bulunmaktadır. İdare hukukunda süreler, kaynağı ve hukuki sonuçları bakımından farklılık arz etmektedir. Bu kapsamda, doğrudan kanunla belirlenen ve uyulmaması halinde hakkın sona ermesi sonucunu doğuran “hak düşürücü süreler” ile idarenin işin gereği ve somut olaya göre takdir yetkisiyle belirlediği “düzenleyici süreler” in birbirinden farklı hukuki sonuçlara tabi olduğu açıktır.
Kanun koyucu tarafından açıkça hak düşürücü süre olarak düzenlenmeyen ve kesin bir yaptırıma bağlanmayan hallerde, idarece verilen süreler, idari işlemin tesisini sağlamaya yönelik “düzenleyici süre” niteliğini haizdir. Başka bir anlatımla, kaynağını doğrudan Kanun’un emredici hükmünden almayan, idarenin işin gereğine ve somut olaya göre takdir ettiği bu tür süreler, kesin ve mutlak nitelikte olmayıp, makul ve haklı nedenlerin varlığı halinde, idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirme yapmasına engel teşkil etmemektedir. Dolayısıyla, düzenleyici süreyi belirleme yetkisini haiz olan idarenin, ihale işlemlerinin yürütülmesi kapsamında, somut olayın özelliğine göre ortaya çıkan fiili durumları değerlendirme ve sonuçlandırma yetkisinin bulunduğu kuşkusuzdur.
Somut olayda, davacıdan talep edilen belge asıllarının, elektronik teklif kapsamında beyan edilen hususların doğruluğunu teyit etmeye yönelik “tevsik edici belge” niteliğinde olduğu, dava konusu işlemin dayanağını oluşturan 4734 sayılı Kanun’un 30’uncu maddesinde yer alan “(…) Posta ile gönderilecek tekliflerin ihale dokümanında belirtilen ihale saatine kadar idareye ulaşması şarttır. (…)” yönündeki kuralın ise, tekliflerin sunulması aşamasına ilişkin olduğu, bu kapsamda, davacıdan istenilen söz konusu belgelerin anılan madde kapsamında “teklif sunma” olarak nitelendirilemeyeceği açıktır.
Bu bağlamda, davacı tarafından istenilen belgelerin kendisine tanınan süre içerisinde kargoya verildiği, ancak kargo şirketinin teslimat programından kaynaklı gecikme nedeniyle idare kayıtlarına geç girdiği, ihaleyi yapan idarece, söz konusu gecikmenin makul bir sebep olarak değerlendirilerek, teklifi kapsamında beyan edilen hususları tevsik edici nitelikteki belgelerin kabul edildiği ve davacının teklifinin geçerli sayıldığı dikkate alındığında, ihaleyi yapan idarenin, somut olayın özelliğine göre kullandığı takdir yetkisi doğrultusunda, kargodan kaynaklı gecikmeye rağmen davacının teklifini değerlendirmeye alma yönündeki bu iradesinin, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davalı idarece, istenilen belgelerin hukuki niteliği ve ihaleyi yapan idarenin takdir yetkisi gözetilmeksizin tesis edilen dava konusu Kurul kararında bu iddia yönünden hukuka uygunluk, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararının 2. iddiaya ilişkin kısmında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.” gerekçesiyle “Mahkeme kararının davacının itirazen şikâyet dilekçesindeki 3. iddiası yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, Mahkeme kararının davacının itirazen şikâyet dilekçesindeki 2. iddiası yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına, bu kısım yönünden dava konusu işlemin iptaline” karar verilmiştir.
Yasal Bilgilendirme
Kamu İhale Kanunu ve ikincil mevzuatı; kamu idarelerinin ihtiyaçlarının değişmesi, uygulamada yeni hukuki sorunların ortaya çıkması veya kamu kurum ve kuruluşlarının kendi özel mevzuatlarına göre alım yapma zorunluluğunun doğması gibi nedenlerle sık değişen bir mevzuat alanıdır.
Yargı mercileri tarafından verilen kararlar, ihale tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri ile uyuşmazlık konusu ihalelerin kesinleşen ihale dokümanları esas alınarak verilmektedir. Bu nedenle söz konusu kararların emsal karar olarak uygulanıp uygulanamayacağı her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Kamu ihale hukuku alanında kapsamlı değerlendirme ve benzer içtihat örnekleri için Özderin Avukatlık Bürosu Kamu İhale Departmanı ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu alandaki diğer emsal karar ve değerlendirmeleri incelemek için internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Kamu ihale hukuku alanındaki güncel gelişmeler ve emsal kararlar için metinozderin.av.tr internet sitemizi takip edebilirsiniz.
📞 İletişim metinozderin.av.tr | 0312 428 03 13 | WhatsApp: 0533 544 55 22

