Sahte Fatura Kullanma İddiasıyla Cezalı Tarhiyat
Danıştay: Sahte fatura iddiasıyla yapılan cezalı tarhiyatta varsayım değil somut tespit gerekir.
Karar özeti
Ticari yaşamda malı satın alan mükellefin, malı satanın, vergi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğini bilmesinin mümkün olmadığı,
Bir mükellefin alışlarının bir kısmının veya tamamının sahte olmasından hareketle satışlarının da sahte olduğu sonucuna ulaşılmasının iyiniyetli mükellefleri zor durumda bırakacağı,
Sahte fatura düzenlediği iddia olunan şirketlerin düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu yönünde bir genelleme yapılmasının mümkün olmadığı,
Şirket adına düzenlenen faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu hususunun açık ve somut bir şekilde ortaya konulmaksızın yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı hakkında.
Danıştay 9. Dairesinin 16.04.2009 tarihli kararı:
“…
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:
KARAR : Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden 2002 yılına ilişkin olarak re’sen tarh edilen üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile kesilen özel usulsüzlük cezasının terkini istemiyle açılan davayı kısmen kabul eden kısmen reddeden vergi mahkemesi kararının taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, vergi mahkemesi kararının özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Davacının vergi mahkemesi kararının cezalı tarhiyata ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince,
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29. maddesinin ( a ) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiştir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin ( B ) bendinde ifade edildiği üzere vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Bu kuralın gereği olarak yükümlülerin Katma Değer Vergisi Kanununun yukarıda sözü edilen 29. maddesi hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmasıdır. Bu madde hükümlerine göre mal alışları nedeniyle yüklenilen katma değer vergilerinin indirim ve iade konusu yapılabilmesi için faturaların gerçek bir mal alım satımı karşılığı düzenlenmesi gerekmektedir.
Anılan madde hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergilendirme işlemi yapılırken, ..-Kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğinin ötesine geçilerek muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin , araştırılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Kanun, gerçek mahiyetin ortaya çıkarılmasında yemin hariç her türlü delile izin vermiştir. Bu deliller, tarafların ikrarı, vergiyi doğuran olayla ilişkisi doğal ve açık bulunan tanık ifadesi,muamelenin taraflarının ekonomik ve ticari konumları, işyerlerinin durumu, arandığında bulunup bulunamamasına ilişkin tespitler olabilir.
Gerçekleşmemiş teslim ve hizmetler dolayısıyla katma değer vergisi ödenmesi ve bunun sonucu olarak da bir vergi indirimi sözkonusu olamayacağından, vergi indirimine dayanak teşkil eden faturaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığının ortaya konulması icap eder.
Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi numaralı mükellefi K. Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen 4.10.2006 tarih ve VDENR-2006-827/63 sayılı vergi tekniği raporunun incelenmesinden, anılan şirketin her hangi bir mal alım satımı olmadan, komisyon karşılığında fatura alıp verdiği yolundaki bir ihbar üzerine İzmir Emniyet Müdürlüğünce yapılan arama sonucunda bu şirketin fatura ve belgelerine el konulduğu, bu şirketin tarh dosyasında yapılan inceleme sonucunda 10.7.1997 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, 20.2.2001 tarihinde şube açtığı, bu şubesini 31.5.2001 tarihinde kapattığı, 2001,2002 ve 2003 takvim yıllarına ilişkin defterlerini tasdik ettirdiği, belgelerini anlaşmalı matbaada bastırdığı, 2001 yılı için 4811 sayılı Yasadan yararlandığı, 2001,2002 ve 2003 yıllarına ilişkin kurumlar, muhtasar, geçici vergi ve katma değer vergisi beyannamelerini verdiği, 2001 yılında 7.604.624.467.000 TL, 2002 yılında 7.588.942.690.000 TL, 2003 yılında 7.137.291.100.000 TL toplam katma değer vergisi matrahı beyan ettiği, bu şirketin mal alış faturaları üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 2001 yılında 7.343.017.731.700 TL, 2002 yılında 6.989.451.414.000 TL, 2003 yılında ise 6.832.038.737.000 TL toplam alışının, ( katma değer vergisi hariç ) haklarında sahte fatura düzenlediği yolunda rapor bulunan veya gerçek faaliyeti olmadığına dair tespit bulunan mükelleflerden temin edildiği, küçük miktardaki mal alışlarının ise gerçeği yansıttığı, buna göre şirketin kar marjının 2001 yılında %1,2, 2002 yılında %1,9, 2003 yılında ise %2,5 olduğunun tespit edildiği, bu şirketten alınan fatura bedellerinin yükümlü tarafından kısmen çek ile kısmen nakit olarak ödendiği tespitlerine dayanılarak K. Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin davacıya düzenlediği belgelerin sahte olduğu sonucuna varıldığı anlaşılmaktadır.
Bornova Vergi Dairesinin … vergi numaralı mükellefi Tasfiye Halinde M. Metal Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen 13.4.2007 tarih ve VDENR-2007-762/9 sayılı Vergi Tekniği Raporunda ise; 13.12.2001 tarihinde mükellefiyet tesis ettirdiği, işe başlamanın saptanması amacıyla düzenlenen yoklama fişinde, işyerinin kiralık olup işçi çalıştırmadığı, işyerinde 20 ton emtia bulunduğunun görüldüğü, ancak bu emtiaya ilişkin alış faturasının ibraz edilmediği, davacı şirketin adres değişikliğinden sonra düzenlenen 7.3.2003 tarihli yoklamada, işyerinin kiralık olduğu ve işyerinde 40.000.000.000 TL. emtia bulunduğunun görüldüğü, 26.12.2003 tarihinde yapılan yoklamada da, 2 işçi çalıştırdığı ve 10.000.000.000TL emtia bulunduğu, şirket tasfiyeye girmiş olmasına rağmen şirket müdürü, ortakları ve tasfiye memurunun adreslerinde bulunmadığı, şirket ortaklarının aynı zamanda K. Demir Çelik San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin de ortağı olduğu, ayrıca ortaklardan Hüsamettin S.’in her iki şirketin faaliyet konusu ile ilgili olarak mükellefiyet tesis ettirdiği, bu şekilde anılan şahıs ve firmalar tarafından sahte fatura organizasyonu oluşturduğu, mükellefin B formlarını boş olarak vermesine rağmen haklarında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri yolunda vergi inceleme raporu bulunan mükelleflerden alışlarının olduğunun saptandığı, tahakkuk eden vergi borçlarının ödenmemiş olduğu, bu hususların değerlendirilmesinden adı geçen mükellef tarafından düzenlenen faturaların tamamına yakın kısmının gerçek bir emtia satışını ifade etmediği, cüz’i de olsa bir kısım gerçek satışları olduğu yolunda rapor düzenlendiği sonucuna varıldığı görülmektedir.
Ticari yaşamda malı satın alan mükellefin, malı satanın, vergi ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususunda bilgi sahibi olması, bir başka deyişle, bir mükellefin katma değer vergisi beyannamelerini verip vermediği, hasılatının ne kadar olduğu, kullandığı belgelerin ( şekil şartlarının doğru olması kaydıyla ) vergi dairesinin izniyle bastırılıp bastırılmadığı konularında diğer mükelleflerin bilgisinin olmaması olağan bir durumdur. Esasen vergi mevzuatında bu düşüncenin aksine bir hüküm olmadığı gibi Vergi Usul Kanununun “Vergi Mahremiyeti” başlıklı 5. maddesi de bu düşünceyi destekler niteliktedir. Sahte fatura kullanan mükellefler arasında; alış ve satışlarını sahte fatura ile belgelendirerek tamamen sahte fatura komisyonculuğu yapan mükelleflerin yanısıra, maliyetlerini yükseltmek ve daha az katma değer vergisi ödemek amacıyla, sadece sahte mal alış faturası kullanan mükellefler de vardır. Bu nedenle bir mükellefin alışlarının bir kısmının veya tamamının sahte olmasından hareketle satışlarının da sahte olduğu sonucuna ulaşılmak suretiyle yapılacak yorum, ticari yaşamın gerçekleriyle örtüşmediği gibi iyiniyetli mükellefleri de zor durumda bırakacaktır. Bir mükellefin vergi ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmeyerek yasal olmayan fiillerinden doğan mali sonuçlardan iyiniyetli ve olayla irtibatı olup olmadığı somut olarak ortaya konulmadan bir başka mükellefi sorumlu tutmak hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.
Olayda, her ne kadar K. Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve Tasfiye Halinde M. Metal Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında yapılan tespitlere göre, anılan şirketlerin sahte fatura düzenlediği konusunda kuşkular bulunmakta ise de, anılan şirketlerin düzenlediği tüm faturaların sahte olduğu şeklinde bir genelleme yapılması mümkün olmayıp, anılan şirketlerin davacı adına düzenlediği faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğu hususunun açık ve somut bir şekilde ortaya konulması gerekmektedir. Yukarıda belirtilen tespitlerde, beyannameleri verdiği, faturalarının anlaşmalı matbaaya bastırdığı anlaşılan, K. Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin faaliyetinin olup olmadığı, işyerinde ticari emtiasının bulunup bulunmadığı hususlarında, ihtilaflı yılda yapılmış yoklamaların bulunmaması, bunun yanısıra Tasfiye Halinde M. Metal Pazarlama Sanayi Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen yoklama tutanaklarının incelenmesinden, şirketin faaliyetine devam ettiği, işyerinde alım satımını yaptığı emtianın bulunduğu ve işçi çalıştırdığının görülmesi karşısında, anılan şirketlerin davacı adına düzenlediği faturaların sahte olduğu sonucuna varılması varsayıma dayalı bir yaklaşım olacaktır.
Bu durumda, davacı şirkete fatura düzenleyen K. Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile Tasfiye Halinde M. Metal Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında mükelleflerin davacıya düzenlediği faturaların sahte olduğu konusunda somut bir saptama bulunmadığından, vergi mahkemesi tarafından, davanın cezalı tarhiyata ilişkin kısmının reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
SONUÇ :
Açıklanan nedenlerle davalı idare temyiz isteminin oybirliğiyle reddine, davacı temyiz isteminin K. Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nden alınan faturalardan kaynaklanan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden oybirliğiyle, M. Metal Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ‘nden alınan faturalardan kaynaklanan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden oyçokluğuyla kabulüne, İzmir 2. Vergi Mahkemesinin 6.3.2008 tarih ve E:2007/962, K:2008/274 sayılı kararının cezalı tarhiyata ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasına, özel usulsüzlük cezasına ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına, 16.04.2009 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY :
- Metal Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ‘ndan alınan faturalar nedeniyle yapılan cezalı tarhiyat yönünden davanın reddine karar veren vergi mahkemesi kararının bu hüküm fıkrasının onanması ve temyiz isteminin reddi gerektiği oyu Dairemiz kararının adı geçen şirketten alınan faturalara ilişkin hüküm fıkrasına katılmıyorum.
Yasal Bilgilendirme
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olayın özelliklerine göre hukuki değerlendirme değişebilir; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Taşıt kiralama ihaleleri ve teknik şartname uyuşmazlıklarına ilişkin profesyonel destek için iletişime geçebilirsiniz.
Bu alanındaki diğer emsal kararlara göz atmak için internet sitemizi takip ediniz.
İletişim: metinozderin.av.tr | 0312 428 03 13 | WhatsApp : 05335445522

