loader image
Aile Hukuku

İştirak Nafakasının Azaltılması Talebi – Anlaşmalı Boşanma Protokolü ile Belirlenen Nafakanın İndirilmesinin Mümkün Olup Olmadığı

İştirak nafakasının azaltılması talebi – Anlaşmalı Boşanma Protokolü ile Belirlenen Nafakanın indirilmesinin mümkün olup olmadığı.

İştirak Nafakasının Azaltılması Talebi – Anlaşmalı Boşanma Protokolü ile Belirlenen Nafakanın İndirilmesinin Mümkün Olup Olmadığı

İştirak nafakasının azaltılması talebi – Anlaşmalı Boşanma Protokolü ile Belirlenen Nafakanın indirilmesinin mümkün olup olmadığı.

Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan dengenin sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanamayacak derecede bozulması halinde Türk Medeni Kanunu’nun 2. Maddesi uyarınca sözleşmenin yeniden düzenlenmesinin mahkemeden istenebileceği hakkında.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 27.05.2015 tarihli kararı*:

    “…Taraflar arasındaki “iştirak nafakasının azaltılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gebze 1.Aile Mahkemesince davanın reddine dair verilen 29.11.2011 gün ve 2011/373 E.-2011/1646 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin 04.10.2012 gün ve 2012/14363 E.-2012/20708 K. sayılı ilamı ile; ( ... Davacı vekili dilekçesinde; boşanma kararı ile velayeti anneye verilen müşterek çocuk için ( mahkemece onaylanan protokol uyarınca ) 250 TL iştirak nafakasına ve nafakanın her yıl %20 artırılmasına hükmedildiğini, geçen 6 yıllık sürede nafakanın 622 TL'ye ulaştığı, ancak davacının geliri aynı oranda artmadığı gibi yeniden evlendiği, kira ve aidat ödediği, artışın devamı halinde nafakanın davacının maaşını dahi geçeceğini belirterek; aylık 950 TL'ye indirilmesi ( dava dilekçesinde 350,00 TL'ye indirilmesi istenmiştir. ) ve artışın her yıl yasal faiz oranında yapılmasına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı cevabında, nafaka miktarı ve artış oranının anlaşarak kararlaştırıldığını, bu güne dek öngörülemeyen bir olumsuzluk bulunmadığını, aksine davacının yeni eşiyle lüks bir sitede yaşadığını belirterek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece; davacının gelir durumu ve yaşam standardında, nafaka miktarı ile artış oranını sözleşerek kararlaştırdıkları tarihten bu yana öngörülemeyen bir olumsuzluk meydana gelmediği, küçüğün ekonomik ve sosyal durumunun ise nafakaya ihtiyaç duymayacak ya da ödenenden daha az nafakaya ihtiyaç duyacak kadar olumlu yönde değiştiği kanıtlanamadığından davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı vekili temyiz etmektedir. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle taraflardan biri aleyhine katlanamayacak derecede bozulmuşsa, taraflar artık o akitle bağlı tutulamazlar, değişen bu koşullar karşısında Medeni Yasanın 2.maddesinden yararlanarak sözleşmenin yeniden düzenlenmesini mahkemeden isteyebilirler. Somut olayda; davacının boşanmadan sonra yeniden evlendiği, zabıtaca yapılan araştırmaya göre TÜBİTAK UME'de işçi olduğu ve 1600 TL maaş aldığı ( bordroya göre ortalama 1800 TL/ay maaşı mevcut ) 700 TL kira ödediği, davalının ise TÜBİTAK'da işçi olduğu 1400 TL maaş aldığı, üzerine kayıtlı evde oturduğu, küçüğün ilköğretim 4.sınıfta ve devlet okulunda okuduğu nazara alındığında dava tarihinden itibaren nafakanın ulaştığı miktarın yüksek olduğu görülmüştür. Bu nedenle nafaka- dan makul bir indirim yapılması gerekirken, talebin tamamen reddi doğru görülmemiştir... ), Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: KARAR : Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 27.05.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.”       * Yargı mercileri tarafından verilen kararlar yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine ve olayın özelliklerine göre verilen kararlar olup; kararların emsal karar olarak uygulanıp uygulanmayacağı her somut olay özelinde ayrıca değerlendirilmelidir. Kapsamlı değerlendirme ve benzer içtihat örnekleri için ilgili departmanımız ile iletişime geçiniz.  

Paylaş:

Emsal Kararlar

Yeni Eklenenler

Sosyal Medyada Biz