Anayasa Mahkemesi Kararı ve İptal Hükmünün Uygulanması
Anayasa Mahkemesi kararı ile Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilen bir kanun hükmünün görülmekte olan davalara etkisi, hukuk devleti ilkesi bakımından önem taşır. İptal hükmünün yürürlüğünün ileri bir tarihe bırakılması, aykırılığı belirlenen düzenlemenin derdest uyuşmazlıkta mutlaka uygulanacağı anlamına gelmez. İncelenen kararda Anayasa Mahkemesi kararı, itirazen şikâyet başvuru bedelinin iadesi yönünden değerlendirilmiştir.
Karar Özeti :
İdarenin hukuka aykırı işleminin sonuçlarından dolayı kişilere külfet yüklenmesinin mümkün olmadığı,
Düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi gerektiği,
İtirazen şikayet başvuru bedelinin iadesi talebinin reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuki isabet bulunmadığı hakkında.
Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdari Dava Dairesi’nin 08.04.2026 tarihli kararı:
“…Uyuşmazlıkta, davalı idarece davaya konu itirazen şikâyet başvuru bedelinin ödenmemesine dayanak gösterilen 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53. maddesinin (j) fıkrasına 16/11/2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle eklenen dördüncü paragraf, 26/03/2025 tarih ve 32853 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2024 tarih ve E:2024/85, K:2024/229 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve kararda özetle, “…Kanun’un 54. maddesinin ikinci fıkrasında itirazen şikâyet başvurusu, dava açılmadan önce tüketilmesi zorunlu idari başvuru yolu olarak öngörüldüğünden başvuru sahibinin bu yolu tüketmeden dava açması mümkün değildir.
Zorunlu başvuru yolunda ileri sürülen iddialarının bir kısmında dahi haklı çıkan başvuru sahibine itiraz konusu kural uyarınca başvuru bedelinden herhangi bir iade yapılmayacaktır. Bununla birlikte başvuru sahibinin iddialarının en azından bir kısmının Kurum tarafından haklı bulunmasının, ihaleyi yapan idarenin ihale sürecindeki bazı işlemlerinin hukuka aykırı olduğunun kabulü anlamına geleceği de açıktır. Bu durumda kurallar gereği idarenin hukuka aykırı işleminin sonuçlarından dolayı kişilere külfet yüklemesi ise kaçınılmaz olacaktır.
Kişinin Kuruma yatırdığı bedeli ihaleyi yapan idareye karsı açacağı ayrı bir dava ile idareden isteyebileceği söylenebilse dahi ayrı bir davaya zorlanıyor olması da yeni bir külfet olarak nitelendirilebilecektir (benzer yönde değerlendirme için bkz. Farmasol Tıbbi Ürünler Sanayi ve Ticaret A.S. (2), § 49). Bu itibarla başvuru sahibinin şikâyet başvurusunda haklı çıktığı iddiaları dikkate alınmaksızın iddialarının tamamında haklı çıkması durumunda başvuru bedelinin iade edilmesini öngören kuralların kişilere aşırı bir külfet yüklediği, kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi kişi aleyhine bozarak orantısız bir sınırlamaya neden olduğu sonucuna ulaşılmıştır.” seklindeki değerlendirmelere yer verilmiş olup, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi uygun görülmüştür.
Anayasa’nın 153. maddesinin 3. fıkrasında, “Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez”;5. fıkrasında, “İptal kararları geriye yürümez”; 6. fıkrasında ise, “Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” kuralları yer almaktadır.
Ayrıca, Anayasa’nın 152. maddesinin 3. fıkrasında; “…Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.” kuralına yer verilmiştir. Bu hükmün getiriliş amacı Anayasa Mahkemesi’nin verdiği iptal kararlarının, itiraz yoluna başvurulmasını isteyen kişi ya da kişiler tarafından açılan davaların yanı sıra, iptal edilen hüküm ya da hükümler esas alınarak hakkında uygulama yapılmış olan kişiler tarafından açılan ve görülmekte olan davalarda da dikkate alınmasını gerektirmektedir.
Anılan Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal hükmünün, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ise de, Anayasa Mahkemesince bir Kanunun tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde, eldeki davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşecektir.
Bir başka anlatımla; Anayasa Mahkemesinin, iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi ileriye dönük olarak ertelemiş bulunması öncelikle, yasama organına aynı konuda, iptal kararının gerekçesine uygun olarak, yeni bir düzenleme için olanak tanımak ve ortada hukuki bir boşluk yaratmamak amacına yönelik olup, bir kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa’nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla
Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmasını isteme hakkına sahip olan kişilerin açmış olduğu davalarda da; hak veya menfaat ihlaline neden olan kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olması halinde, iptal hükmünün uyuşmazlık yönünden değerlendirilmesi gerekeceği açıktır. Bu itibarla, Resmi Gazete’de yayımlanarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesi kararlaştırılan Anayasa Mahkemesi kararının bakılan davada uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu durumda, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 53. maddesinin (j) fıkrasına 16/11/2022 tarihli ve 7421 sayılı Kanun’un 11. maddesiyle eklenen dördüncü paragrafın ve 4734 sayılı Kanun’a 7421 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle eklenen geçici 21. Maddesinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olması nedeniyle yasal dayanağı kalmayan, itirazen şikâyet bedelinin iade edilmemesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
Diğer yandan, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından, davacı şirket tarafından ödenen itirazen şikâyet başvuru bedeli olan 152.021,00 TL’nin davacıya iadesi gerekmektedir…” gerekçeleriyle mahkeme kararının kaldırılarak dava konusu işlemin iptaline ve davacı şirket tarafından ödenen itirazen şikâyet başvuru bedeli olan 152.021,00 TL’nin davacıya iadesine karar verilmiştir.
Yasal Bilgilendirme
Mevzuat hükümleri, ikincil düzenlemeler ve yargısal içtihatlar zaman içerisinde değişebilmektedir. Yargı mercileri tarafından verilen kararlar; karar tarihindeki mevzuat, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları esas alınarak verilmektedir.
Bu nedenle internet sitemizde yayımlanan karar, açıklama ve değerlendirmelerin başka bir uyuşmazlıkta doğrudan emsal olarak uygulanıp uygulanamayacağı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Sitedeki içerikler genel bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir.
Somut uyuşmazlığınız hakkında kapsamlı hukuki değerlendirme ve benzer içtihat incelemesi için Özderin Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz. Güncel hukuki gelişmeleri, emsal kararları ve diğer değerlendirmelerimizi incelemek için metinozderin.av.tr internet sitemizi takip edebilirsiniz.
📞 İletişim metinozderin.av.tr | 0312 428 03 13 | WhatsApp: 0533 544 55 22

