Haksız Rekabet Davalarında Zarar Şartı
Haksız rekabet uyuşmazlıklarında en sık tartışılan konulardan biri, somut zarar oluşup oluşmadığıdır. Özellikle ticari görünürlüğü azaltan uygulamalar, reklam ve tanıtım araçlarının engellenmesi veya müşteri nezdinde karışıklık yaratabilecek fiziksel müdahaleler, Türk Ticaret Kanunu kapsamında değerlendirme konusu yapılmaktadır.
Aşağıda yer verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı; zarar ve ziyanın somut olarak ispat edilememesinin tek başına haksız rekabetin oluşumunu engellemeyeceğini ortaya koymaktadır. Kararda ayrıca, rakip işletmenin tanıtım vasıtasını görünmez hale getirecek şekilde reklam direği veya totem yerleştirilmesinin dürüstlük kurallarına aykırı ticari davranış niteliğinde olduğu vurgulanmıştır.
Karar Özeti :
Zarar ve Ziyanın Oluşmadığı ve/veya Oluşumunda Eylemi Gerçekleştirenin Kusuru Bulunmamasının Eylemin Haksız Rekabet Teşkil Etmesine Engel Olmadığı,
Reklam direğinin diğer şirketlerin reklam direklerini engelleyecek şekilde yerleştirilmesi,
İşyerinin önüne mevcut tanıtım vasıtasının yoldan görülmesini engelleyecek ve karıştırmaya yol açacak totem dikilmesinin haksız rekabet teşkil edeceği,
Somut bir zararın oluşmadığı veya zarar ve ziyanın oluşmasında eylemi gerçekleştiren kişinin kusurunun bulunmamasının haksız rekabetin oluşumunu engellemediği, eylemin haksız ve/veya iyi niyet kurallarına aykırı olmasının gerekli ve yeterli olduğu hakkında.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 16.09.2019 tarihli kararı:
“…Davacı, birleşen dosyada davalı vekili, müvekkili ile davalının İzmir, …ilçesinde karayolu üzerindeki fabrika binalarının yan yana olduğunu, davalının müvekkilinin totem olarak adlandırılan reklam direği ile aynı ölçülerdeki “Er-..” logolu totemini İzmir’den Kemalpaşa’ya geliş yönüne doğru müvekkilinin toteminin görülmesini engelleyecek surette yerleştirdiğini ve haksız rekabette bulunduğunu, iltibas yaratılmak suretiyle müvekkilinin ticari portföyünden haksız yarar sağlamaya çalıştığını belirterek haksız rekabetinin önlenmesine ve şimdilik 6,500,00 TL maddi tazminatın davalıdan yasal faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davanın ise reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, birleşen dosyada davacı vekili, tarafların amblem, isim, logo ve iştigal konularının farklı olduğunu, iltibasa sebebiyet verecek bir durumun bulunmadığını, müvekkilinin MK m. 683 ve 737 çerçevesinde mülkiyet hakkını kullandığını belirterek asıl davanın reddini istemiş, birleşen davada ise, birleşen dosya davalısı tarafından dikilen totemin de …’dan İzmir yönüne doğru gelişte müvekkilinin toteminin görünümünü engellediğini, bu durumdan haksız kazanç elde edildiğini belirterek haksız rekabetin önlenmesine ve şimdilik 7.500.- TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte birleşen dosya davalısından tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada tarafların müşterilerinin kurumsal müşteri nitelikte olduğu ve yoldan geçen müşteri niteliğinde olmadığı, defter incelemesi neticesinde haksız rekabet nedeniyle davacının kar kaybından veya davalının daha fazla kar ettiği söylenemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen dosyada ise, davacının toteminin davalının toteminin görüntüsünü daha fazla etkilediği ve daha sonra dikildiğini, bu sebeple haksız rekabetten söz edilemeyeceği gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl dosyada davacı vekili, birleşen dosyada davacı vekili katılma yolu ile temyiz etmiştir.
1- ) Asıl dava yönünden yapılan temyiz incelemesinde; dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl davada davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının yerinde değildir.
2- ) Dava haksız rekabetin tespiti ve maddi tazminat istemine ilişkindir. 6102 Sayılı TTK’nın 56 . maddesinin 1. fıkrasının a ve b bentlerinde haksız rekabetin tespiti ve men’i davalarının açılabileceği belirtilmiştir. Bu durumda, haksız rekabetin oluşması için fiilin haksız ve/veya hüsnüniyet kurallarına aykırı olması gerekli ve yeterli olup zarar ve ziyan oluşmaması ya da zarar ve ziyanın oluşmasında davalının kusuru bulunmaması eylemin haksız rekabet oluşturmasına engel teşkil etmez.
Dairemizin bozma ilamından sonra alınan ilk bilirkişi raporunda, davalı tarafından, işyerinin önüne, davacının mevcut tanıtım vasıtasının yoldan görülmesini engelleyecek ve karıştırmaya yol açacak şekilde totem dikilmesi biçiminde gerçekleşen eylemin haksız rekabet teşkil ettiği bildirilmiş olup söz konusu görüş olaya uygun ve isabetlidir. Buna mukabil, ek raporda, davacının somut bir zararı tespit edilemediği nedeniyle davalı eyleminin haksız rekabet oluşturmadığının bildirilmesi isabetli olmadığı gibi asıl rapordaki kanaat ile çelişki oluşturmaktadır.
Bu durumda; mahkemece, haksız rekabetin varlığının tespit ve men’ine karar verilmesi gerekirken, davacının zararı oluşmadığı sebebiyle bu yoldaki istemlerin reddine karar verilmesi isabetli olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- ) Birleşen dava yönünden, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin katılma yolu ile temyiz isteminin incelenmesinde; asıl dava ile birleşen dava bağımsız davalar niteliğinde olup, katılma yolu ile temyiz ancak temyiz edilen dava bakımından ve o davayla sınırlı olarak mümkündür.
Birleşen dava dosyasında davalının, verilen hükme yönelik bir temyiz istemi bulunmamaktadır. Bu durumda, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin, birleşen davada verilen ret hükmüne yönelik temyiz istemlerini katılma yolu ile ileri sürmesi mümkün olmadığı anlaşılmakla, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik katılma yolu ile temyiz itirazlarının reddine karar verilmek gerekmiştir…”
Yasal Bilgilendirme
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay, yayın içeriği, kullanılan ifadeler, hedef alınan kişi veya şirket ve delil durumu bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
Yargı mercileri tarafından verilen kararlar, karar tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri ile uyuşmazlık konusu iş esas alınarak verilmektedir. Bu nedenle söz konusu kararların emsal karar olarak uygulanıp uygulanamayacağı her somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Kamu ihale hukuku alanında kapsamlı değerlendirme ve benzer içtihat örnekleri için Özderin Avukatlık Bürosu Ticaret Hukuku Departmanı ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu alandaki diğer emsal karar ve değerlendirmeleri incelemek için internet sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Ticaret ve Şirketler Hukuku alanındaki güncel gelişmeler ve emsal kararlar için metinozderin.av.tr internet sitemizi takip edebilirsiniz.
📞 İletişim metinozderin.av.tr | 0312 428 03 13 | WhatsApp: 0533 544 55 22

