Cezaevine Giren Nafaka Yükümlüsünün Nafakanın İndirilmesi Talebi
Cezaevine giren nafaka yükümlüsünün nafakanın indirilmesi talebi, mali durumdaki değişikliğin hangi sebeple meydana geldiği gözetilerek değerlendirilir. Yargıtay, yükümlünün kendi eylemleri sonucunda cezaevine girmesini, iştirak nafakasının azaltılmasını haklı kılan kusursuz ve öngörülemeyen bir durum olarak kabul etmemiştir. Bu nedenle nafakanın indirilmesi talebi, çocuğun bakım ve eğitim ihtiyaçları ile yükümlünün kusuru birlikte değerlendirilerek karara bağlanmıştır.
Boşanma kararından sonra kendi eylemleri sebebiyle cezaevinde kalan davacının anlaşmalı boşanmayla hüküm altına alınan iştirak nafakasının indirilmesini talep edemeyeceği,
Fevkalade hal ve şartların çıkmasına kendi kusuruyla sebebiyet veren davacının nafakanın indirilmesi talebinin kabulüne ilişkin yerel mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı hakkında.
Cezaevine giren nafaka yükümlüsünün iştirak nafakasında indirim istemi, mali durumdaki değişikliğin hangi sebeple meydana geldiği gözetilerek değerlendirileceğine dair Yargıtay 3. Dairesinin 06.02.2013 Tarih ve 2012/23522 E. 2013/1734 K. sayılı Kararı:
“…Somut olayda, davalı yargılama sırasında 19.5.2012 tarihinde yeniden evlenmiştir.
TMK 176 /3 maddesine göre; irat biçiminde ödenmesine karar verilen maddi tazminat veya nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan birinin ölümü halinde kendiliğinden kalkar.
Buna göre, mahkemece, yargılama sırasında yeniden evlenen davalının evlendiği tarih olan 19.5.2012 de yoksulluk nafakası kendiliğinden kalkacağından, yoksulluk nafakası yönünden davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle yoksulluk nafakasının davalının evlenme tarihi itibariyle kaldırılmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiştir.
Bundan ayrı; taraflar 10.10.2007 tarihinde anlaşmalı olarak boşanmışlar, aralarındaki protokol uyarınca müşterek çocuk lehine aylık 400 TL iştirak nafakasına hükmedilmiştir.
TMK 328 /1. maddesi gereğince ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eşi çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. ( TMK 182 /2 )
TMK mad. 176/IV hükmüne göre: “Tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin gerektirdiği hallerde iradın arttırılması veya azaltılmasına karar verilebilir.” Aynı şekilde 331. madde uyarınca; “durumun değişmesi halinde hakim, istem üzerine nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.”
Yukarıda sözü edilen yasal düzenlemelere göre, iradın arttırılması veya azaltılması için ya tarafların mali durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin bunu gerektirmesi gerekmektedir.
Hakkaniyet bir bakıma adaleti deyimler. Fakat; sevgi, anlayış ve hoşgörü duygularıyla paylaştırıcı ve denkleştirici davranmak, adaletli davranmaktan daha başka ve daha ileride bir anlam taşır.
Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile şartları oluştuğu takdirde artırılabilir veya azaltılabilir. Aksi düşünce “güven” ilkesine aykırı düşer. Zira, davacının sözleşme ( protokol ) ile elde ettiği “statü”ye beslediği güven, davalı ( borçlunun ) sosyal ve ekonomik durumunun bu özel statüyü koruyacak seviyeden daha aşağı düşmediği ( kötüleşmediği ) veya hakkaniyet bunu gerektirmediği sürece sarsılıp boşa çıkarılamaz. Ancak sözleşmeyle kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın aradan çok az bir zaman geçtikten sonra indirilmesi isteminde bulunmak, hakkın kötüye kullanılması mahiyetini de arz edebilir.
Bunun gibi sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü protokole üstlenen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması ya da azaltılması yönünde talepte bulunması da iyi niyet, doğruluk-dürüstlük ve sözleşmeye bağlılık ilkeleriyle bağdaşmaz. Çünkü kendi kusuru ( basiretsizliği vb. ) ile mali imkanlarını zorlayan tarafın Medeni Kanunun 2. maddesinden yararlanması söz konusu olamaz.
Ancak, TBK 19 ve 20. maddelerine aykırı bulunmayan karşılıklı sözleşmede, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulacak olursa ( örneğin olağanüstü dalgalanmalarda edimler arasındaki denge altüst oluyor ve bu yüzden ifa aşırı derecede zorlaşıyorsa ) güven sorumluluğu ve ivazsız iktisabın korunmazlığı ilkesi ( Medeni Kanun mad.2 ) gereğince sözleşme koşuları değişen maddi koşulara uyarlanır. Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşularla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşularla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, nihayet, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşularla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye Hakimin müdahalesi gündeme gelir.
Somut olayda; taraflar arasındaki anlaşmalı boşanma kararından sonra müşterek çocuk lehine olan iştirak nafakasında herhangi bir artışa gidilmemiş olup, aradan geçen sürede mahkemenin de kabulünde olduğu gibi eğitimine devam eden müşterek çocuğun ihtiyaçlarının artış gösterdiği açıktır.
Boşanma kararından sonra, davacı kendi eylemleri sebebiyle cezaevinde kalmış olup, hakkında açılan ceza davaları sonucunda aldığı mahkumiyet kararları temyiz aşamasındadır. Anlaşmalı boşanmayla hüküm altına alınan iştirak nafakasının indirilmesini talep eden davacı fevkalade hal ve şartların çıkmasına kendi kusuruyla sebebiyet vermiştir. Hiç kimse kendi kusurundan fayda sağlayamaz.
Hal böyle olunca; mahkemece, iştirak nafakasının yazılı şekilde indirilmesine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.”
Yasal bilgilendirme
Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup somut olay bakımından hukuki görüş veya danışmanlık niteliği taşımaz. Nafakanın indirilmesi talebi, her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları dikkate alınarak değerlendirilmelidir.
İletişim: Nafaka ve aile hukuku uyuşmazlıkları hakkında hukuki destek almak için Özderin Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
metinozderin.av.tr | 0312 428 03 13 | WhatsApp: 0533 544 55 22

