İşsiz Kalma ve Nafakanın Azaltılması Talebi

İşsiz Kalma ve Nafakanın Azaltılması Talebi

İşsiz Kalma ve Nafakanın Azaltılması Talebi

İşsiz kalma gerekçesiyle ileri sürülen nafakanın azaltılması talebi, yalnızca mevcut gelirin sona ermesine dayanılarak kabul edilemez. Nafaka yükümlüsünün mesleği, çalışma gücü, mal varlığı ve yeniden gelir elde etme imkânı birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay, mimar olan ve mal varlığında azalma bulunmayan yükümlünün iyi koşullarda yeni bir iş bulabileceğini gözetmiştir. Kararda, anlaşmalı boşanma protokolüyle kurulan başlangıçtaki dengenin korunması ve nafakanın azaltılması talebi bakımından hakkaniyet koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması gerektiği vurgulanmıştır.

Karar özeti

Yargıtay, nafakanın azaltılması talebi yönünden özellikle şu hususları değerlendirmiştir:

  • İşten ayrılmak, nafaka yükümlüsünün ödeme gücünün kalıcı biçimde azaldığını tek başına göstermemektedir.
  • Mimar olan ve çalışma gücünü koruyan yükümlünün yeniden iş bularak gelir elde edebilme imkânı bulunmaktadır.
  • Mal varlığında azalma meydana gelmediği ve hakkaniyet azaltmayı gerektirmediği için protokolle belirlenen iştirak nafakasının azaltılmasının yasal koşulları oluşmamıştır.

Yargıtay 3. Dairesinin 14.09.2015 tarihli kararı:

“…TMK.nun 182. maddesine göre; boşanma kararı ile velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. TMK.nun 330.maddesindeki düzenleme ise; nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçlerine göre belirlenir, şeklindedir. TMK’nun 331.maddesi uyarınca da; durumun değişmesi halinde hakim, nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırabilir.

            Nafaka iradı, tarafların yaptıkları sözleşmeye dayansa bile, indirilebileceği gibi tamamen de kaldırılabilir. Ancak, sözleşme ile kararlaştırılmış ve hakim tarafından onaylanmış olan iradın, yasada aranan şartlar gerçekleşmeden tamamen kaldırılmasını ya da indirilmesini istemek hakkın kötüye kullanılması mahAiyetini arz eder. Bunun gibi, sırf boşanmayı sağlayabilmek için, bilerek ve isteyerek mali gücünün üzerinde bir yükümlülüğü üstlenen ya da karşı tarafın mali durumunun iyi olduğunu ve geçinmek için nafakaya ihtiyacı olmadığını bilen kişinin, sonradan bu yükümlülüğün kaldırılması veya azaltılması yönünde talepte bulunması da iyiniyet ve sözleşmeye bağlılık ilkeleri ile bağdaşmaz.

            Ancak, TBK’ nun 26, 27.maddelerine(Borçlar Kanununun 19 ve 20. maddelerine) aykırı bulunmayan karşılıklı sözleşmelerde, edimler arasındaki denge, umulmadık gelişmeler yüzünden sonradan bozulacak olursa, sözleşme koşulları değişen koşullara uyarlanır.

Buna göre, sözleşenlerin eğer gelişmeleri baştan kestirebilselerdi, sözleşmeyi bambaşka koşullarla kurmuş olacakları söylenebiliyorsa, ayrıca, beklenmeyen gelişme yüzünden sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla olduğu gibi katlanmak taraflardan biri için özveri sınırının aşılması anlamına geliyorsa, nihayet, yasal ve sözleşmesel risk dağılımı çerçevesinde taraflardan sözleşmeye baştan kararlaştırılmış koşullarla bağlı kalmaları beklenemiyorsa, sözleşmeye hakimin müdahalesi gerekebilir.

            Somut olayda; ortak çocuğun 21/09/2008 doğumlu olduğu; ekonomik sosyal durum araştırma yazılarına verilen cevaplardan, annenin fabrikada çalıştığı, 1.100.00.- TL maaş aldığı, ailesi ile yaşadığı, babanın ise çalışmadığı, geçimini eşinin sağladığı, 800.00.- TL kira ödediği, davacının SGK kaydının 28/02/2013 tarihinde sona erdiği, son ücretinin 2.098.17.- TL olduğu, dinlenilen davacı tanığı Turan’ın ise davacının mimar olduğunu, nafakayı ödeyebilecek durumda olduğunu beyan ettiği anlaşılmaktadır.

Bu durumda, mahkemece; boşanma kararından sonra davacının mal varlığında bir azalma olmadığı, işinden ayrılan ve mimar olan davacının iyi şartlarda yeni bir iş bulup çalışabileceği, protokol ile belirlenen iştirak nafakasının azaltılması için yasal bir neden bulunmadığı gibi hakkaniyetin de bunu gerektirmediği, başlangıçtaki dengenin gözetilmesi gerektiği sonucuna varılarak, iştirak nafakasının kaldırılması ya da azaltılması talebinin reddine karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçeler ile, iştirak nafakasının azaltılmasına dair karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir…”

Yasal Bilgilendirme

Mevzuat hükümleri, ikincil düzenlemeler ve yargısal içtihatlar zaman içerisinde değişebilmektedir. İşsiz Kalma ve Nafakanın Azaltılması Talebi  başlıklı bu  3. HD kararı ve diğer Yargı mercileri tarafından verilen kararlar; karar tarihindeki mevzuat, tarafların iddia ve savunmaları, sunulan deliller ve her uyuşmazlığın kendine özgü koşulları esas alınarak verilmektedir.

Bu nedenle internet sitemizde yayımlanan karar, açıklama ve değerlendirmelerin başka bir uyuşmazlıkta doğrudan emsal olarak uygulanıp uygulanamayacağı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir. Sitedeki içerikler genel bilgilendirme amacı taşımakta olup hukuki görüş veya danışmanlık niteliğinde değildir.

Somut uyuşmazlığınız hakkında kapsamlı hukuki değerlendirme ve benzer içtihat incelemesi için Özderin Avukatlık Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz. Güncel hukuki gelişmeleri, emsal kararları ve diğer değerlendirmelerimizi incelemek için metinozderin.av.tr internet sitemizi takip edebilirsiniz.

📞 İletişim metinozderin.av.tr | 0312 428 03 13 |  WhatsApp: 0533 544 55 22

Paylaş:

Emsal Kararlar

Yeni Eklenenler

Sosyal Medyada Biz

Özderin Avukatlık Bürosu
error: Özderin Avukatlık Bürosu - Ankara - Uzman Kadromuza ulaşmak için lütfen arayınız ! 0312 428 03 13